“Sevgiyle bakıyorum hayata”


     Ben bir deli rüzgarım. Bazen sert bazen ılık eserim. Sevdiklerimin yüreklerini okşar kimi zaman öfkesi kimi zaman yüreğindeki mutluluk olurum. Zamanım geldiğinde çeker giderim. Gidişim gelişim kadar ani olur…İdilce “Diğer bloğuma geçmek için linki tıklayın” http://toprak22.wordpress.com/    

“Geçmişi unutun”


Çikolata yerken bile mutlu olan bir kadını, mutlu edemeyen erkeğe pirim vermeyin… En güzeli… Kitap okuyun. Çikolata yiyin. Yeni müzikler keşfedin. Geçmişi unutun. Uyuyun. Çay, kahve için. Her şeye rağmen mutlu olun ve gülümseyin…

“Hayat beş taş oyunu sanki”


Hayat beş taş oyunu sanki, ben öğrendim ama büyüdükten sonra. Bak şimdi anlatayım sana da… Önce en son on yaşında oynadığın 5 taş oyununu hatırla. Hayatta aynı o beş taştan ibaret aslında. Yaşanmışlıklar arttıkça ve birden fazla mutluluk sığdırmaya çalıştıkça avuç içi kadar yüreğimize git gide zorlaşıyor ne kadar kolaylaştırmaya çalışsan da. Tam beş çakıl…

“Lavanta aşkın kokusudur”


“En sevdiğin çiçek nedir” diye sordu. “Lavanta” dedim. “Mor renkli olması, kendine has kokusu ve dimdik durmasından dolayı” diye de ekledim. Lavanta, benim için zarafetin nişanesi, “kadın” imajının temsilidir. Hem naif, hem asil hem de dik. Tıpkı kadın gibi. Gülmeli kadınların gözleri. Gülmeli yüzü. Gülmeli sözleri. Lavanta kokuları dolmalı gülünce her yanı. Huzurlu bir kadın…

“Kendine ait”


  Kendine ait bir ışıltın yoksa, bir başkasınınki seni aydınlatamaz…

“Düşünce biçimi”


Düşünce biçimimin tahammül edilemez olduğunu söylüyorsun. Ne fark eder ? Düşünce biçimini başkalarına uygun olsun diye değiştiren ahmaktır. Düşünce biçimim fikirlerimin sonucudur. Varoluşumun içsel tarafının bir parçasıdır. İstesem bile onları inkar edemem…

“En acı durum”


Bence modern zamandaki en acı durum, karşındaki insanın seni bir alternatif olarak görmesidir. Seni diğer insanlardan farklı görmeyip, hızlıca tüketip başka alternatiflere yönelmesidir. Fast food tüketir gibi insan tüketmeleridir. İnsan gerçekten ziyandadır…

“Tükettik, ömrümüzde tüketilecek ne varsa”


Sözcükler şifreli görüntüsüdür yaşadıklarımızın. Tadına doyamadığımız romanların gizli öznesidir hatıralar.Bir varmış, bir yokmuş gibi gelip geçen tutkulu hayallerle beraber…Bir şeyler unuttuk zamanın kalbinde..!Kıblemizi aşk ve aşk için tayin ediyorduk. Yaratılmak korkutulmaktı, korkuyorduk aynı zamanda sevdiğimiz kadar.Kitaplar, şiirler, filmler, yaz rüyâları, kış üşümeleri, düş çözülmeleri birbiri ardınca geliyordu.Aşk için savaşan adamlar oluyorduk her birimiz, her birimiz…

“Talip olma”


“Yükünü kaldıramayacağın Kalbe, elini tutamayacağın insana talip olma”

“Adaletsiz insanlar”


Çayı , Kitapları,Eylül`ü,Maviyi,Denizi;Seviyorum.Ve tüm adaletsiz insanlardan eşit derecede uzak duruyorum… Sebahattin Ali

“Müzik ve dans”


Kimine göre dans etmek eğlencedir, kimine göre bir iş bir sanattır. Kimine göre dans etmek bir aşkın ilk başlangıcıdır, kimine göre ise bir cesaret işidir. Herkes tarafından farklı farklı yorumlansa da dans etmenin insanı rahatlattığı bir gerçektir.  Eğer müzik ruhun gıdasıysa dans etmekte bedenin ilacıdır… Bırakın okuyalım ve bırakın dans edelim; Bu iki eğlenceden dünyaya…